
Bir çok erkeğin rüyalarını süsleyecek kadar güzel bir bayan sayılmaz değil mi Resimde ki kadın ?
Ben olsam öyle düşünmeden önce yazının devamını okurdum
Devamını Oku
Dün A.R.O.G vizyona girer girmez perdenin karşısında ki yerimi almak istedim ve son seans 00:00 olarak biletlerimizi aldık. Yanımda çok sevdiğim bir arkadaşım var. Zaten film izleme mevzusuda onun başının altından çıktı , hadi bir film izleyelim mi dediğinde aklıma vizyona bügün girecek olan A.R.O.G geldi .
Keşke gelmez olaydı. Filmden öncesi saat 00:00 gibi son seansta sinema bileti alacaksanız filmin izlenebilirliğinden emin olun . Sizi uyutacak bir filme sakın gitmeyin . A.R.O.G nerdeyse bu tarz bir film diyebilirim . Vizyon öncesi yok 320 espiri var gibi abartılar belki bir nebze gerçek payını içinde barındırsada yapılan espirilerden daha kalitelisini zaten Cem Yılmaz`ın stand-up gösterilerinden izlemiş yada duymuşuz. Belki filmde bir yaratıcı mizah varlığını hissettiriyor. Olaylar üzerinden taş devrinden günümüze göndermeler filan. Ama hepsi bu daha fazlasını isteyen hayal kırıklığı yaşar . A.R.O.G da Cem yılmaz`ın canlandırdığı Arif karakteri , Komutan logar tarafından 1 milyon yıl öncesine gönderiliyor. Arif taş devrinde geleceğe gidebilmenin imkanlarını ararken başından bir takım mizahsen olaylar gerçekleşiyor. Yani film başladığı yerde bitmiyor.
Oysa Cem Yılmaz bu filmde daha yaratıcı olabilirdi. Mesela 1 Milyon Yıl öncesine giden arif Kısa sürede geri dönebilir ve beraberinden 1 milyon yıl öncesine ait arkadaşlar getirebilir güncel tarihte bu insanlarla daha matrak bir konutan logar Mücadelesi izleyebilirdik. Ama Cem Yılmaz geçmişten günümüze gönderme yapmayı yeğlemiş. Bize izlemek düşer dedik ve izledik. Kendi fikrim , ya artık Cem yılmaz yaratıcılığını yitiriyor , yada Artık biz Cem Yılmaza alışmışlığın verdiği bir duyguyla eski tadın hazmı ile yenilerin tadına varamıyoruz. Ben izledim ve düşüncem negatif , filmden birşeyler eksik doğrultusunda , sizlerde izleyip kendi izlenimlerinizi edinebilirsiniz
Kadın gibi kadın olmak için nasıl özelliklere sahip olmak gerekir. Yapılan araştırmalarda erkeklerin kadın gibi kadın tanımının içi doldurulmuş :
Erkeklere göre “gerçek kadın” anlayışı ile kadınların gerçekte olduğu kişi malesef aynı değil. Peki erkeklere göre “gerçek kadın” kim? İşte erkek gözüyle kadınlar…
1- Gerçek bir kadın minibüsçüler gibi küfretmez
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın kesinlikle ağır küfürler ederek konuşmaz. En angarya işi yaparken ya da en zorlandığı anlarda bile. Bu tür kaba kelimeleri zihninin bir köşesinde tutar ve içinden söyler. Ancak erkek ara sıra da olsa adi kelimeler duymak isteyebilir. Özellikle seks yaparken. O yüzden gerçek bir kadının küfürlü konuşmayıp bu sözcükleri dilinin ucunda tutması gerekir.
Kadınların düşündüğü: Tüm kötü kelimeleri etrafımdaki şaşkınlar için harcamak! Eğer bunları duymak bir erkeği rahatsız ediyorsa bunu anlayabilirim ama sadece onun istediği zamanlarda küfürlü konuşacak ve onun amaçlarına hizmet edeceksem buna katılmıyorum. Çok ikiyüzlü bir tavır. Kelime haznemin çeşitliliği ve renkliliğini sonuna kadar savunmayı tercih ediyorum.
2- Gerçek bir kadın kalabalık arasında takılmaz
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın yalnızdır. Erkek onu bir partide gördüğü zaman kimseyi tanımadığını hemen anlar. Büfenin yanında tek başına durmaktadır ve ona ulaşmak hiç de zor değildir çünkü etrafında aşılması gereken arkadaşlarından oluşan bir duvar yoktur. Ancak yalnızlığının özünde asosyal olması değil herkesle çok yakın ilişki kurmaktan hoşlanmıyor olması ve seçiciliği yatar. Kaldı ki yanına gelen erkekle sohbet etmesi ne kadar sosyal olduğunun göstergesidir. Kendine güven veren erkeklerle ilişki kurabilir ancak.
Kadınların düşündüğü: Burada güvendeyim. Kalabalığın arasına karışıp yılışık adamlarla muhattap olmaktan çok daha iyidir. En azından bu şekilde gerçekten beğendiğim bir adamla kontakt kurabilir ve onun bana yaklaşması için fırsat yaratabilirim. Ara sıra insanın buna da ihtiyacı oluyor. Ama arkadaş grubum olmadan dışarıya çıkmayı çok da tercih etmem.
3- Gerçek bir kadın topuklu ayakkabı giyer
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın ne basket ayakkabısı (eğer Madonna değilse), ne çizme, ne balerin ayakkabısı, ne terlik, ne Birkenstock, ne de bot giyer. Hayır gerçek bir kadın sadece topuklu ayakkabı giyer. Tıpkı eskiden büyükannelerimizin zamanında olduğu gibi. Bacakların sonsuz görünmesini sağlıyor ve yürürken çıkan tıkırtı kulağa çok hoş ve kadınsı geliyor.
Kadınların düşündüğü: Kendimi spor ayakkabıların ya da düz sandaletlerin içinde rahat hissettiğim kadar hiçbir ayakkabıda hissetmiyorum. Tabii bunların da en orijinal olan modellerini seçmeye çalışıyorum. Tabii ki yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabılar da satın alıyorum (hem de en pahalısından) ve giyiniyorum. Ancak her gün yüksek topuklarla yürümeye çalışmanın ne kadar zor olduğunu da unutmamak gerek. Koşuşturma da cabası. Ayaklarımın isyanını duyar gibiyim. Rahat etmek istiyoruz!
4- Gerçek bir kadının saçları uzun olur
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadının saçlarının içinde kaybolup orada yaşanabilmeli. Gerçek bir kadın aşk yaparken yeleleri boynuna dolanmalı ve sağa sola yayılmalı. Bu kesinlikle çok seksi! Eğer bir kadın saçlarını kesiyorsa bu kesinlikle düzene girmek içindir. Yoksa onları uzun bırakır. Bir erkeğin onları parmaklarıyla okşayıp şekil vermesi en doğal hakkıdır. Kadınların bazen topuz yapması da çok etkileyici olabiliyor. Özellikle mutfakta çalışırken aceleyle topladığı saçları çok seksi bir görüntü yaratabiliyor. Bunların hepsi çok kadınsı!
Kadınların düşündüğü: Son alışverişimizde birkaç etek ya da elbise satın almışsak saçımızı çok kısa kestirmeyiz. Farklı modelleri ve çeşitli boylardaki kesimler güzel ama enseye traş gerektiren çok kısa modelleri biz de çok tercih etmiyoruz. Boynumuzu ortaya çıkaran modelleri seviyoruz. Ama bunun için sadece at kuyruğu ya da topuz yapmak gerekmiyor. Kısa saç da boyun ve dekolte kısmım oldukça seksi gösterebiliyor. Bu yüzden erkeklere kısa saç ve feminenliğin paralel olabileceğini anlatmak lazım.
5- Gerçek bir kadın çivi çakmayı bilmez
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın buzdolabının kapısını kapatmak, otomobil park etmek ve bilgisayarda “ctrl + z” yapmak için bile bir erkeğe ihtiyaç duyar. Kadınlar zeki ve duyarlıdır ancak el becerisi gerektiren işlerde değil. Çünkü onlar tamirci değiller. Gerçek bir kadın erkeği duvarda matkapla delik açarken tayyörü ile yerde oturup onu seyreder. Çünkü matkabı kullanmaya kalkarsa mutlaka kırar ya da kendini yaralar. Ve erkeği tamiratı bitince tebrik etmek için alkışlar.
Kadınların düşündüğü: Her şeyi bildiğimiz gibi yaparsak erkeklerin onuru kırılabilir. Çünkü onlar kendilerini güçlü hissetmeyi sever ve bu tür minik işleri büyüterek üstün olduklarını kanıtlamak isterler. Yani egolarını okşamak gerek. Yamuk bile olsa duvara bir tabloyu asmayı becerdiklerinde mutluluktan bayılmamız gerekiyor. Eğer eleştirir ya da kendimiz daha iyisini yaparsak onların gözünde antipatik olabiliriz. Hangi erkek tıkanan lavaboyu açabilen ya da bozulan lambayı tamir eden bir kadından hoşlanır ki. Bizim görevimiz çekici çivi yerine parmağına vurduğu zaman pansuman yapmak ya da ağrıyan yerlerine masaj yapmak! Beceriksizliğiyle alay etmeyi aklınıza bile getirmeyin.
6- Gerçek bir kadın ev işlerinden anlar
Erkeklerin söylediği: Bu gerçek bir kadının doğasında vardır. Ev için en ekonomik alışverişi yapmayı bilir. Eve arkadaşlarımla geldiğimde yarım saat içinde sekiz kişilik yemeği parmağının ucuyla hazırlayabilir. Öte yandan bulaşık makinesini çalıştırabilir, çamaşırları asıp kuruyanları tek başına ütüleyebilir. Tüm bunların organizasyonunu yaparken hiç de zorlanmaz. Erkek çorabını arayıp da bulamadığı zaman yine o bulur. Neden biliyor musunuz çünkü o gerçek bir kadındır ve kayıp çorabın nerede olduğunu bilir.
Kadınların düşündüğü: Ne kadar istesek de “aradığın şeyi bulmak için benim gibi bakmayı bil” demeyiz. Her konuda yardımcı olur sadece çorap değil aradıkları her şeyi buluruz. Bir çorabın tekiyle mutlu olabilmeleri bizi eğlendirir çünkü. Oysa bizim ev işlerinden anlamak istediğimiz etrafı çiçeklerle süslemek, buzdolabının üzerine notlar bırakmak, omuzlara kondurulan bir öpücük ya da bir tabak yemekle romantizm gibi şeyler olsa da gerçek hayatta olaylar böyle seyretmez.
7- Gerçek bir kadın sadıktır
Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın, gerçek bir erkek gibi değildir. Gerçek bir erkek tek başına gezen yalnız bir kurda benzer. Özetle değişiklikten pek hoşlanmaz. Ara ara kendini dışarı atar ve yuvasına geri geldiği zaman hiçbir şeyin önemi yoktur. Gerçek bir kadın tıpkı dişi kurt gibidir ve minikleri korumak için yuvada kalır, erkeğini bekler. Eğer şehvet ve heyecan arıyorsa Madam Bovary gibi kendi seçimini yapmak zorunda kalacaktır.
Kadınların düşündüğü: Dişi aslan rolünü oynamamamız gerektiğini biliyoruz ama erkeklerin bizi dişi kurt olarak gördüklerini bilmiyorduk. Sadakat her iki taraf için de geçerli olmalı bu konuyu burada kapatmalı.
ekolay.net
Güzel kızlar . Gerçekten güzel kız tabirinin içine sığan kaç kız var. Güzel kız kriterleri nelerdir filan. Merak edip google amcaya sorayım dedim.Sorayım dedim çünkü hiç bir kızın kendini çirkin kategorisine sokacağını düşünmediğimden çevremde ki tüm kızlara güzel gözü ile bakmaya alıştım. Çünkü hepsi kendini güzel buluyor.
Neyse google amcaya bana güzel kızları bul getir dedim.Ama ne yazık ki google amaca beni yanlış anladı ve karşıma güzel kızlardan çok kötü kızları getiriverdi. Ben güzel kız yazdığımda google amcadan Laetita Castra , Angelia Jolie , Anna Kornikova, Tyra Banks, Carmen Electra, ve daha aklıma gelmeyen birlerce güzel hatun bekliyordum , ama hayal kırıklığı işte güzel kız yazınca karşınıza kötü kızlar çıkıyor. Bunun suçlusu googlemidir , tabiki değil. Suçlu güzel kız görmek isteyen sıradan vatandaş olan bizleri kucağına çekmeye çalışan kötü kızaların bulunduğu site sahiplerinde , sitelerinde kötü kızların ismini güzel kızalar olarak belirtip google amcayı kandırmayı başarmışlar. Nede olsa google amca Türk değil ve Türkiyede ki güzellik anlayışı hakkında pek bilgi sahib değil. Google amcayı türkiyede izmire davet ediyorum. Güzel Kız görmek isteyen Türk erkeklerinin neyi kasdettiğini anlaması için bu şart.
Hani başlığı okuyupta “Aman çok büyük bir kayıp , millet sevgilisini yeri geliyor belki 1 yıl görmüyor” diyeniniz vardır. Bu benim ilk ayrılığım olacak. Kız arkadaşım gideceği yerde internettende mahrum kalacağı için msnde yazışma gibi bir olanağımızda olmayacak. Büyük bir ihtimalle gündüzleri abiside yanında olacağından telefon gibi bir alternatifde söz konusu değil. ama biz Ferhat neslindeniz dağ delcek kadar büyüktür bizim aşkımız , engellere takılıp düşeceksek zaten sevmeyelim dimi , bir yolunu bulup aşmak lazım. Aklıma ilk önce eski haberleşme araçlarından ateş yakıp duman sistemini kullanmak geldi , lakin onu kullanmamıza anayasal engel var , ateş yakıp Allah korusun bir ormanı heba edebiliriz , her ne kadar bizim aşkımız büyük olsada bir ormanın varlığına kasdedecek kadar değil . He dersiniz ki al önlemini kardeşim ormansız bir alanda yak sende filan ama o yöntem bana çok ilkel geliyor daha yaratıcı bir yol bulmak lazım. Mesela kuş bacağına not filan bağlayıp göndersem mi diye düşünüyorum ama , kuşu kız arkadaşımla benim aramda gidip gelcek şekilde eğitmek zaten bir yıl sürer bizim topu tüfeği 1 haftamız var.
Şimdi soru şu siz bu şekilde bir ayrılık yaşasanız. Kız ardaşınız msnye giremese , telefon açamasa filan ansıl ir yol izlerdiniz. Hadi ama aman 1 hafta unuturum demeyin , biliyorum ki unutamazsınız . Kız arkadaşınızdan ayrı kalmayı kabullenemezsiniz. Hadi bakalım yaratıcı kişiliğinizi öne çıakrtıp sizden uzakta iletişim imkanı olmayana kız arkadaşınıza mesaj gönderin.
Merhaba canlarım yine bir anımla sizlerle birlikteyim . Bügün size anlatacağım olay Taksimden bakırköye giderken başıma geldi. İstiklal caddesinden Bakırköy dolmuşlarına doğru ufak adımalrla öyle etrafı süze süze yürüyorum .Vitrinlerde ki elbiseler , çevremde gezen insanaların giyindikleri , moda ne filan derken dolmuşa durağına vardım. Önümde yaklaşık 35 kişi filan var ve dolmuş ortalıklarda yok. Bekleye durmuş bir yandan kulağımda ki müzikle kendi kendime mırıldanıyorum dalmışım , hemen arkamda bekleyen genci fark etmemişim bile. Bir dolmuş gelip gittiğinde ben en önde diğer gelcek dolmuşu bekliyorum . Arkamda ki gencim kız arkadaş grubu varmış onlarda geldiler, ben müziği az biraz kısıp gençlik ne konuşuyor kulak kabartayım dedim , biz kadınalrda alışkanlık olsa gerek. Çocuk akriyer filan , kızlarda ne yedik ne içtik muahbbetinde , zaten hangi kız günü birlik yaşamıyor ki . Çocuğun konuşmaları hoşuma gitti , ciddi ciddi gelecek planlanlıyor ve konuşmalarından anladığım kadarı ile planladığı geleceğinde yanında bir kız arkadaşı yok.
Dolmuşumuz geldi ben hemen kapının yanında ki koltuğa geçtim kızlar arkamda ki sırada oturunca çocukta yanıma oturdu. Arkasını dönüp kızalrla konuşmaya devam etti. Dolmuş kalkacak kadar dolduğunda konuşmaya ara verdiler ve çocuk benim camımdan dıaşrıyı süzüyordu. Bende arada ona bakıyor zekası yüksek olan bu kişinin yüz hatlarında ki çekiciliği fark ediyordum. Bir ara göz göze geldik ve gülümseme ihtiyacı hissettim çocukta gülümsemişti , sanırım onunda öyle bir ihtiyacı vardı. Bakırköye gelmeden kız arkadaşalrı indiler ve biz sondurağa kadar birlikte gittik , gelmemize az bıraz kaldı ki çocuk bana dönüp ” dinlediğiniz Evenessence mi dinliyorsun ” dedi .Kafa mı salayarak onaylayınca ” Güzel parçaları var ben onu Hero parçası ile dnlemeye başalmıştım , dinlediniz mi ?” . Hero mu en sevdiğim parçadır girişi ile inerken biel konuşuyorduk .sonra afrk ettim ki aslında gideceğim yönde değilim . Caruesel`in önüne gelmiştik ve sanırım o içeri girecekti. ” Vaktiniz varsa size bir içecek ısrmalayabilir miyim ?” ( Ahh deli oğlan tabi ki ) içimden geçen bunalrdı ama ben bilmiyorum aslında gitmem gerek ama sizide tanımak isterim filan dedikten sonra içeri girdik. Adının Barış olduğunu kapıda söyledi. Memnuniyet dileklerinin ardından içeri girdik ve üst katta ki Mc Donalds`tan birar Nescafe alıp masaya oturduk . Yarım saat filan sohbetin ardından çocuk bana durakta kız arkadaşalarına anlattığı hayallerinden bahsetti ve bu gelecekte birlikte olabilirmiyiz sorusunu yöneltti . Hiç kaaçr mı ama önce biraz daha tanısak fikrinden sonra cep numara alışverişine girdik ve daha sonra görüşme temennisi ile ayrıldık. Akşam eve gidince mesaj geldi tabi ki ondandı , ve benden çok etkilendiğini yazmış . Bende aynı karşılıkla cevap verdim .
Anlıycanız canalrım ben aşık oldum darısı sizin başınıza . Ama bizde nerde o kısmet diyeniniz varsa Taksim – Bakırköy hattına bir göz atın derim . Bir sonra ki anı paylaşımımda görüşmek üzere..
Cinsel işlev bozukluğu hastalık alarmıymış.
Önemli bir profesörümüz, geçenlerde, erkeklerde kalp ve damar rahatsızlıklarının ilk belirtisinin cinsel işlev bozuklukları olduğunu söylemiş.
Yani baktın ki tık yok, hastaneye…
- Hocam benim şu kalp damara bi bakar mıydınız?
- Hayırdır? Ne gibi şikâyetleriniz var?
- Şoolmyor da!
- N’olmuyor?
- Şey yani!!!
- Oradan kalbe hızlı bir geçiş yapmışsınız ama yine de bakalım…
- Yoksa kalple alakası yok mu hocam?
- Olmaz mı, alakası var tabii ama bazen kalp olmadan da olur o işler!!!
Mesela yani…
O doktor ben olsam diyalog farklı olurdu tabii…
Nasıl mı?
- Hocam şu benim kalp damara bakar mıydınız?
- Ne o? Tık yok galiba?
- Hı? Yüzümden anlaşılıyor mu yoksa hocam?
- Yapmadığın mı?
- Öyle yüzüme yüzüme söylemeyin hocam, çok fena oluyor.
- Başkası söylese daha mı iyi?
Veya kız arkadaşıyla konuşuyor?
- Ya, kalbim ağrıyor gibi…
- Vermeyeceğim…
Belki de arkadaşıyla dertleşir…
- Ben bi kalp damarıma baktırayım diyorum.
- Kalp damar derken?
- Yani… Anla işte!
- Bak bakim şu yürüyen kadına. Aklından ne geçiyor?
- Elindeki dosyalara mı?
- Tamam abi, sen git doktora…
Oysa benim bu konudaki fikrim biraz farklı.
Hatta tam tersi…
Bana göre, cinsel işlev bozulduğu zaman, kalp damar vs. hastalıkları ortaya çıkıyor.
Yani hasta olduğun zaman cinsel bozukluk değil de, cinsel bozukluk olduğu zaman hastalıklar başlıyor.
Bakın zaten tam o yaşlar…
Açık konuşayım isterseniz, yani insanlar artık sevişmemeye başladığı zaman hastalıklar ortaya çıkmaya başlıyor.
Ha, siz şimdi diyeceksiniz ki, adamın bir rahatsızlığı var da, canı istemiyor ya da işlevsizlik ortaya çıkıyor…
Yumurta-tavuk hesabı…
Onu bilemem.
Bu işlerde olaylar genelde şöyle gelişir: Yaptıkça yapası, yapmadıkça yapmaması gelir insanın.
Öyle bir nokta vardır ki…
İnsanın öyle bir dönemi vardır ki, bıçak gibi kesilir bu işler.
Evet, aynen öyle, bıçak gibi…
Bir gün bir hesap yaparsın, “Anaa… Tam 1 yıl olmuş. 1 yıl!”
Çook uzak bir hatıra gibi…
Sanki daha önce hiç yapmamışsın gibi…
Hatta başkaları da artık yapmıyormuş gibi…
Ama ne yazık ki hayat devam etmektedir ve insanlar sevişmektedir.
Heh heh hee…
Daha da kötüsü, senin sevişmediğin her halinden anlaşılmaktadır.
Hani geçenlerde ’sevişmiş insan nasıl anlaşılır’ı yazmıştım ya…
Bakın bu sefer de sevişmeyenini yazayım.
Yazayım mı?
Şöyle kısaca, ana hatlarıyla…
Kasvet çöker.
Zor güler.
Acımasızlaşır.
Bencilleşir.
Etikçilere katılır.
Sanki daha önce hiç sevişmemiş gibi davranır.
Asabileşir.
Panikataklaşır (Özellikle kadınlar).
Kendini fazla önemsemeye başlar.
Ve biliyorsunuz, bunun reçetesinde bir tek ilaç yazar.
O da her eczanede bulunmaz! (Ne alakası varsa!)
Dilek Önder/Vatan
Msn Adresi bulma diye bir programın varlığından bahsediliyor. Hatta bunu sitelere kurup , siteye aradığınız kişinin adını soy adını yazıyorsunuz size o kişinin msn adresini buluyor. Peki bu olabilir mi ? Mantıken olabilir ama olduğunu hiç sanmıyorum . Bir çok kişi çevresinde tanıdığı kız arkadaşının msn adresini bulmak için bu yola başvuruyor , Bu talep tabi ki bir çok kişinin dikkatini çekmiş olmalı ki bu mantığa hizmet edecek bir program yada ona benzer bir ssitem geliştirmiş.
Peki olay şöyle bir mantık yürüterek yaklaşalım . Neden mantık yürütücez çünkü henüz bu şekilde bir program bulmuş değilim . Aradığımda söylenemez
ama arayan ve bulup kullanan arkadaşlarım var. Siz kız msn adresi bulmak için o sistemin kurulu olduğu siteye giriyorsunuz, ve kız msn adresi için isim yazıyorsunuz , sonra devam dediniz mi sistem o isimle alınabilecek kız msn adreslerini size sıralıyor. Bu sıralama işlemi yaklaşık bin küsür örnekten oluşuyor artık siz arasından seçtiklerinizi kendi msn programınıza ekleyerek sen o musun , yoksa şumusun ? sorularını sorarak tanışma işlemine geçiyorsunuz . Bu programla mahallede yaşayan kız arkadaşınızı bulurmusunuz bilemem ama listesine eklenmediğiniz bir çok kız msn adresi bulacağınıza emin olun.
Açık kız msn adresleri bulmak hesabı aktif olan bir kızın msn adresine ulaşmak bu tür programlarla oldukça zor bir ihtimal ama hani sizler denemeden bunun haklılığına inanmayacaksınızdır. Deneyin derim o zaman. Ama kız msn aderis bulmak yada msn üzerinden arkadaş edinmek istiyorsanız . Arkadaş sitesinden bir adım atmaya ne dersiniz. Hem siz kız arkadaş edinin hemde erkek arkadaş arayan kişilerin size ulaşmasına imkan tanıyın .
Sanal mekanların vazgeçilmezi olan sitelerin başında sanırım Arkadaşlık siteleri en revaçta olanlarıdır. Birbirinden ilginç içerikleri ve konukları olan siteler , ücretli ücretsiz hizmet vermekte. Bunlara birde sosyal ağlar sosyal forumalr eklendikçe piyasa git gide kızışıyor. Reklam veren sitelere bakıldığında arkadaşlık siteleri arasında ki çekişmeye tanık olabilirsiniz.
Bu arkadaşlık sitelerinden bazıları hizmet vermekten çok çıkar amaçlı kurulmuş ya sizden ücret talebinde bulunuyorlarlar yada sizin haberiniz olmadan verdiğiniz telefondan kontör araklıyorlar. Bu konuda bir çok şikayet alıyoruz. Hatta geçen bir arkadaşım bana telefonunda ki 150 kontörün nasıl emildiğini anlattığında baya bir gülmüştüm. O ben söyleyene kadar sebebini bilmiyordu. Üyesi olduğu bir siteye numarasını ve şifresini vermiş sonrsı malum ne kadar kontür varsa emilmiş. Sizler bu konuda ayık olmalısınız. Hiç kimse sizden bir şeyleri boşuna istemiyordur. Telefon ve Kredi kartı numaranızı bu tür resmi olmayan sitelere vermeyiniz. Bu size arkadaş getirmediği gibi cebinizde ki olanakalrınızdanda olma gibi bir sonuç getirecektir..
Herkesin ya görsel olarak yada kulaklarına misafir olan , kocasından şiddet gören kişilerin feryatlarını dile getirdikleri kadının sesi türünden programları bilirsiniz. Ben hiç izlememiş olsamda o kadar çok geyik duymuşumdur ki bu programlar hakkında izlemiş kadar oldum diyebilirim .
Geçen bizim iş yerinde salim abi ile muhabbet ediyoruz. Akşam biraz dolanalım filan derken sohbet evde ki liderlik mevzusuna kaydı . Salim abi evin lideri olarak yengenin adını veriyor. Eğer eve geç gidersem beni kesip çuvala koyar sonrada kesin boş bir arsaya bırakır diyor. Bunları geyik olsun diye söylemiyor gayet ciddi. İşin bu kısmı beni düşündürdü . Neden Erkeğin sesi diye bir televizyon programı yok ! dimi ama böyle bir program yapılmalı ve evinde karısından şiddet gören erkeklerin derdine çare aranmalı . Kadın şiddet görüyorsa gidip mor çatı gibi bir kuruma sığına biliyor.
Sonuçta onun kadın olması bu konuda utanmasının önüne geçiyor. Ya erkek düşünsenize bir kurum var erkekleri barındırmak için . Erkek gidip beni karım dövüyor sığınma istiyorum talebinde bulunuyor, demezler mi sen nasıl erkeksin blaader
Yani böyle bir program yapılsa bile emin olun oraya çıartacak erkek bulmakta zorlanırız. Çünkü türk erkeği gurur meselesi yaapr gider evinde gizli gizli iki odun yer kafasına ama bunu diline dolayıp kurum kurum yada kanal kanal gezip feryat figan etmez.
Asıl onların sorunu büyük bence. Kadınlar kırmızı kimliğinin ve eteğin onlara verdiği her türlü imkanı kullanıp aman ben mağdurum benim haklarım yok diye çığlık ata dursun ama ya eli maşalı kadının gölgesinde ızıdırap çeken erkek ne yapsın dimi . Kadınlar şükretmesini bilmiyor, ya erkek olsalardı ne yapacaklardı .)